16 Mart 2010 Salı

Dişiler Vs. Erkekler

“Bir ağustos böceği doğmadan önce toprağın altındaki bir lavrada ortalama olarak 12 yıl bekler.
Evet, tam 12 yıl.
12 yıllık hapislikten sonra dünyaya gelen garibanın ömrü adında yazılıdır: Ağustos.
Yani topu topu bir ay... Şarkı söyleyen yalnızca erkek ağustos böceğidir.   
Çünkü dişi, en güzel şarkıyı söyleyeni kendine eş seçecek ve çiftleşecektir.      
Düşünsenize, 12 yıl toprağın altında bekle, dışarı çık.
Ömrün bir ay...Buldun, buldun... Bulamadın, bir daha yok!!!”
diye anlatıyor Sunay Akın bu farkı Ağustos Böceği hikayesiyle..

Doğada durum böyle..

Peki ya insanlar?

Kadınlar/Dişiler özeldir! Seçicidir.. !
Aynı Ağustos Böcekleri gibi..

Örneğin; toplumumuzda “kız istenmeye” gidilir, kız isterse evlilik gerçekleşir..

Kadınlar/Dişiler yöneticidir!

Örneğin, Kraliçe arılar, işçi arı olacak larvaya göre daha sık ve daha zengin gıda ile özel beslenmesi sonucunda yumurtadan yetişkine toplam 16 günde oluşur. Kraliçe arının her ne kadar temel görevi yumurtlamak olsa da koloninin bütünlüğünü ve kovandaki sistemin işleyişini sağlayan önemli maddeler de salgılar. Kraliçe arı tüm arıların başıdır. (Bkz.wikipedia)

Geçmiş?

Toplumda “yönetim” kavramı ve bununla birlikte işbölümünün oluştuğu döneme bakalım.
İlk işbölümü sırasında kadın yönetici konumunda. Kadın topraktan çömlek yapıyor, çömleğinin içini de sebzelerle dolduruyor.. Çömleğin sahibi kadın! Bu sebeple yönetici de kadındı. İlerleyen zamanlarda ise avcılığın önem kazanması, durumu tersine çevirdiği de doğrudur.

Gelin görün ki bunun da bir sebebi var : Kadın, erkekte fiziksel güç ve kaynak istiyor.Bu açıdan bakacak olursak toplumda anaerkil sistemden ataerkile geçişte yine kadınların seçimi rol oynuyor.

Kaldı ki günümüzde yapılan bir araştırma, aile bütçelerinini % 68’nin kadınlar tarafından idare edildiğini gösteriyor. Bu durum da aslında temelinde durumun ne kadar “hala değişmediğinin” bir kanıtı.

Günümüzde,

Yapılan araştırmalar, erkeklerin birçok anlamda kadınlara göre daha zayıf yaradılışta olduğunu söylüyor. İntihara yatkınlık, kaza ya da kalp krizi sonucu daha kolay ölüm oranları, psikolojik olarak daha çabuk çöküntüye uğruyor olma durumu, hatta kekemelelik ve disleksi..

Erkekler hiç de sanıldığı kadar dayanıklı değiller.

Başka bir biyolojik kanıtı!

Düşükle sonuçlanan gebeliklerin çoğu erkek embriyolarının başına geliyor. Öyle ki, kızlar için bu sayı sadece 100 iken, 130 ila 150 erkek cenin düşüyor ve bunlardan yalnızca 105’i dünyaya gelebiliyor. 20 yaşına gelmiş 100 kıza karşılık 98 erkek var dünyada. 65 yaşlarında ise bu erkeklerden sadece %40’ı hayatta kalabiliyor.

Önemli ama çok önemli başka bir nokta!!! Karşı cinsi tanımıyor muyuz?

Başka bir veri  “Erkekler kadınların sözünü kesmekten çekinmediklerini, bir tartışmadaki “söz kesme” lerin % 96’sının erkeklerden geldiğini söylüyor.” Bununla beraber “ Kadınlar taleplerini doğrudan açıklamayı değil, bir uzlaşma noktası bulunana kadar tartışmayı tercih ettiklerini, Amerikalı dilbilimci Deborah Tannen’nin araştırmalarına göre, erkeklerin bunu tamamen anlaşılmaz bulduğunu ve tahammül edemekleri böyle bir tartışmayı, tamamen tek taraflı bir çözüm bularak noktaladıkları” da bir başka gerçeği doğruluyor.

Toplumsal bazı verilere bakıldığında ise erkeklerin her geçen dönem daha da değiştiğini gözlemleyebiliyoruz. Örneğin çocukların, mevcut baba rolünün üretim tarzındaki değişimden sonra “baba gibi olmak” ideali yerini kendi sosyal çevrelerinde edindikleriyle kendi ideallerini oluşturmaya bıraktığı açık.

Her alanda üstünlük kurma isteği, her şeye hakim olabilme fikri  erkeğin farklı bir bedel ödemesine sebep oluyor.. Sürekli koşuşturma, her alana yayılmış insanlar arası rekabet erkekleri daha ağır etkiliyor. Her şeyi yapabimek, denetlemek, her şeyden sorumlu olmak ve sürekli ispat etmek zournda olmak erkek cinsinin kalitesinin giderek azalmasına sebep oluyor, kendiliğinden ortalama yaşam sürelerinin azalması problemi ortaya çıkıyor. Daha çok çalışıp daha çabuk yoruluyolar. Bir istatistiki veri erkeklerin ortalama ömrünün 71,5 yıl, kadınlarınsa 78 yıl olduğunu söylüyor.

Haydi erkekler!

Daha çok yaşamak istiyorsanız söyleyin en güzel şarkınızı!!

(Bu yazının oluşumunda birçok araştırmadan ve makaleden yararlanılmıştır.)

1 yorum: